Türkiye, her yıl 17 Ağustos depremi gibi büyük felaketleri anarak, geçmişte yaşanan acı olayların tekrarlanmaması adına çeşitli önlemler almaya devam ediyor. 1999 Marmara Depremi’nin üzerinden neredeyse 27 yıl geçmiş olsa da, afetlere karşı bilinç ve hazırlık seviyeleri hâlâ gündemde. Türkiye’nin deprem kuşağında yer alması nedeniyle uzmanlar, özellikle deprem anında ve sonrası yaşanabilecek olası felaketler hakkında uyarılarını sürdürerek halkı ve yetkilileri dikkatli olmaya çağırıyor.
Depremin merkez üssü Gölcük olan 7,4 büyüklüğündeki Marmara Depremi, büyük yıkıma neden olmuş ve resmi rakamlara göre yaklaşık 17 bin 500 kişinin hayatını kaybetmesine yol açmıştı. Bu felakette, yüz binlerce kişinin evsiz kalması ve ağır maddi zararlar yaşanması, Türkiye’nin afet risklerine karşı ne kadar hazırlıksız olabileceğini gösterdi. Özellikle İstanbul, Yalova gibi yoğun nüfuslu ve sanayi açısından önemli şehirler, büyük bir depreme karşı halen ciddi altyapı sorunlarıyla mücadele ediyor. Bakanlıklar, bu riskleri azaltmaya yönelik çalışmalarını hızlandırsa da, uzmanlar alınan önlemlerin yeterli olmadığını ve beklentilerin ötesine geçilmesi gerektiğini vurguluyor.
İşte tam da bu noktada Prof. Dr. Naci Görür gibi uzmanlar, uyarılarını tekrarlıyor ve Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğini belirtiyor. Görür, kişisel sosyal medya hesabında yaptığı açıklamada, “Er veya geç büyük bir deprem olacak ve binlerce insan hayatını kaybedecek” sözleriyle, ülkemizi bekleyen bu büyük tehdide dikkat çekiyor. Aynı zamanda, ülkeyi depreme dayanıklı hale getirmek için uzun vadeli ve kararlı projelerin uygulanması gerektiğine işaret ediyor. Görür, Türkiye’nin bu konuda güçlü bir iradeye sahip olduğunu ve devletin, uzmanların çağrılarına kulak vererek, riskleri minimize edecek adımları atması gerektiğini ifade ediyor. Yeterli altyapı ve önleyici tedbirlerle, olası büyük depremlerin zararlarını azaltmak ve halkın güvenliğini sağlamak mümkün. Ayrıca, zorunlu deprem sigortası gibi finansal araçların yaygınlaştırılmasıyla da maddi güvencenin artırılması gerektiği vurgulanıyor, zira halen konutların önemli bir kısmı sigorta kapsamında değil.
